>>Şubat 2009

HAC

hac

Kelime olarak “Allah’a yönelme, günahlardan arınma, Hak yolunda feragat gösterme, meşakkatleri göğüsleme ve dinin özüyle temasa geçme” manasına gelen hac, terim olarak, Mekke’de bulunan Kabe’yi ve civarındaki kutsal olan özel yerleri, belirli vakti içinde, usulüne uygun olarak ziyaret etmek ve yapılması gereken diğer menasiki yerine getirmek demektir. İslâm’ın beş esasından biri olan hac, Hicretin 9. yılında farz kılınmıştır.

Kur’ân-ı Kerim’de; “Gitmeye gücü yetenlerin Kâbe’yi ziyaret etmeleri, Allâh’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır” buyurulmuştur. Hz. Peygamber de; “İslâm beş esas üzerine kurulmuştur: Allâh’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in O’nun Elçisi olduğuna şahitlik etmek, namaz kılmak, zekat vermek, Kâbe’yi ziyaret etmek ve Ramazan orucunu tutmaktır.” buyurmuştur. Ayrıca hadislerinde haccın önemini ve yararlarını belirtmiş; nasıl yapılacağını fiilen göstermiştir.

Gücü yeten, yani sağlık ve servet yönünden haccetme imkânına sahip, hür, akıllı ve buluğ çağına erişmiş Müslüman’ların, ömürlerinde bir defa haccetmeleri farzdır. Bu şartları taşıyan kişinin, imkân elde edince, geciktirmeden bu farzı yerine getirmesi gerekir. Hayatında bir defa hac yapmış olan Müslüman’ın bir daha haccetmesi gerekmez.

Yapılış şekli bakımından hac üçe ayrılır; ifrat haccı, kıran haccı ve temettu’ haccı.

UMRE

umre1

Sözlükte “ziyaret etmek” anlamına gelen umre, dinî bir kavram olarak, özel bir şekilde Kâbe’nin ziyaret edilmesini ifade etmektedir. Arafe, nahr ve teşrik günleri dışında senenin her zamanında yapılabilen bu ibadetin ömürde bir defa yapılması sünnet-i müekkededir. Ömürde bir defa yapılması sünnet-i müekkede olmakla birlikte daha fazla da yapılabilir. Hz. Peygamber, “Umre, kendisiyle diğer umre arasında işlenilen (küçük) günahlara keffarettir. Hacc-ı mebrûrun karşılığı ise ancak cennettir.” Buyurmuştur.

Umre için dışarıdan gelenlerin mîkât mahallerinde, Mekke’de bulunanların ise hill bölgesinde ihrama girmesi gerekir. İhram umrenin şartlarındandır. Umre yapmak isteyen kişi, umre yapmaya niyet eder ve telbiye okuyarak ihrama girer. Bundan sonra Kâbe’yi tavaf edip Safâ ile Merve arasında sa’y ettikten sonra tıraş olarak ihramdan çıkar. Umrenin tek rüknü, Kâbe’yi tavaf etmektir. Sa’y ve tıraş olmak ise umrenin vaciplerindendir.

KABE

kabe11

Mekke’de Mescid-i Haram’ ın ortasında yer alan Kabe, sözlükte ” dört köşeli, küp şeklinde nesne ” demektir. Kur’an- Kerim’ de iki defa zikredilen Kabe adının yanında bu kutsal mabed için ” Beyt ” ( ev ),” Beytullah” ( Allah’ ın evi) , ” El-beytü’l- ma’mur” ( mamur ev ) isimleri de kullanılır. Bunların dışında pek çok adın verildiği tarih boyunca ve Türk kültüründe ” yüce tutulan, saygı gösterilen” anlamındaki sıfatla birlikte “Kabe-i Muazzama” en çok tercih edilen isim olarak öne çıkar.

Dünyanın kendi etrafında döndüğü gibi insanlar yaptıkları tavafla Kabe’ nin etrafında, melekler de semada Beytülma’mur’ un etrafında dönerler. Hz. Peygamber’ e Mi’rac sırasında gösterilen Beytülma’mur, yedinci semada, bir gelen bir daha gelmemek üzere her gün 70.000 meleğin ziyaret edip ibadette bulunduğu bir mabeddir.

Yaklaşık 3,5 m. genişliğindeki temeller üzerine inşa edilen Kabe’ nin dıştan dışa 10,70 x 12 m ölçüsünde ve 15 m yüksekliğinde olan duvarları Mekke’ nin çevresindeki dağlardan getirilen bazalt parçalardan oluşmaktadır.

Kabe’ nin doğu köşesinde gümüşten bir muhafaza içinde tavafın başlangıç ve bitiş noktasını belirtmek amacıyla Hz. İbrahim tarafından yerleştirilmiş Hacerülesved bulunur. Arapçada siyah taş anlamına gelen hacerülesved yaklaşık 30 cm çapında ve yumurta biçiminde siyaha yakın koyu kırmızı renktedir. Hz. Ömer Hacerülesved ile ilgili olarak;

” Allah’a and olsun ki, senin zarar veya fayda etmeyen bir taş olduğunu biliyorum; eğer Resulullah’ ı seni istilam ediyor görmeseydim seni istilam etmezdim ve eğer Resulullah’ ı seni öperken görmeseydim seni seni öpmezdim ” şeklindeki sözleriyle Hacerülesved’ in İslam kültürü içindeki önemine işaret etmiştir.

MESCİD-İ NEBEVİ

artur-mescidinebevi8

Mescid-i Nebevi Peygamber Mescidi demektir. Resul-u Ekrem 24 Eylül 622 Cuma günü Medine’ye girdiğinde kendisini davet edenleri kırmamak için devesinin salıverilmesi ve onun çöktüğü yere en yakın evde konaklayacağını söylemiştir. Devesinin çöktüğü arsaya en yakın evde konaklayan Hz. Peygamber daha sonra bu arsayı satın alıp mescidin temelini atmıştır. 623 yılında taş temel üzerine tek sıra kerpiçten yapılmış ve çevre duvarları bir insan boyu yükseklikte, 1022 m² olarak inşası tamamlanan mescidin üstü açıktı. Basit ve sade, ancak son derece fonksiyonel olan Mescid-i Nebevi Müslümanların sayısının artmasıyla ihtiyaca cevap veremeyince 628 yılında genişletilerek 2433 m² ye ulaştı. Hz. Ömer tarafından 638 yılında, daha sonra 649′ da Hz. Osman döneminde genişletilerek yeniden inşa edildi. Osmanlı sultanı II. Mahmut zamanında 1817 de başlayan faaliyet sırasında Hücre-i Saadet üzerindeki kubbenin yerine taştan yeni bir kubbe yaptırıldı ve üstü kurşunla kaplatılarak yeşile boyandı. Sultan Abdülmecid zamanında 1850 -1861 yılları arasında Mescid-i Nebevi’ de gerçekleştirilen Osmanlı döneminin en büyük imar faaliyeti sonrasında alanı 10.939 m²’ ye ulaştı, zemini mermerle döşendi, kubbe kasnakları, duvarları, kapıları, mihrap ve sütunları kuşak halinde celi sülus tarzında ayetler, hadisler, Hz. Peygamber’ in ve mescidinin adı ve sıfatlarıyla bezendi.

Mescid-i Nebevi’ nin tarihindeki en büyük genişletme 1984-1994 yılları arasında gerçekleştirildi. Mescid’in alanı 98.326 m²’ ye ulaştı. Mescid’ in damında namaz kılınabilecek 67.000 m² lik kısımla birlikte toplam alanı 165.326 m² oldu. Mescidi kuşatan mermerle döşeli avlusu 235.000 m² olan Mescid-i Nebevi’ de aynı anda 650.000 kişinin ibadet edebileceği 400.000 m² lik bir alana ulaşıldı.

Vahyin en çok indiği mekanlardan biri olan Mescid-i Nebevi yeryüzünde ziyaret edilmeye değer üç mescidden biridir, bundan dolayı burada yapılan ibadet diğer mescidlerde yapılandan daha üstündür. Bu mescidde kılınan namaz, Mescid-i Haram hariç diğer mescitlerde kılınan namazlardan bin kat daha sevaptır.

Terimler…
HAC İslam’ın şartlarından olup, Kabe’yi ve civarındaki ibadet için işaret olunan özel yerleri, belirtilen vakit içinde usulüne uygun olarak ziyaret edip, yapılması gereken diğer menasiki yerine getirerek yapılan farz ibadettir
UMRE Mikatta ihramlanıp niyetlenerek Kabe’yi ziyaret ve tavaf edip, Safa ve Merve arasında Sa’y yaptıktan sonra saç kestirip İhram’ın sona ermesiyle tamamlanan bir ibadettir.
HACER İ ESVED Kabe’nin doğu köşesine tavafa başlama işareti olarak konmuş olan ve Hz.Muhammed (S.A.V) tarafından cennetten gönderildiği haber verilen koyu renkli taştır.
HALK VE TAKSİR Umre’nin bitiminde erkeklerin ihramdan çıkmak için saçlarının tamamını kestirmelerine “Halk” bir miktar kestirmelerine ise “Taksir” denir. Hanımların ise saçlarının herhangi bir yerinin ucundan az miktarda kestirmeleri ihramdan çıkmaları için yeterlidir.
HAREM BÖLGESİ Mekke ve etrafına yayılan, Allah (cc) tarafından “Harem Bölge ” olarak tanımlanan, sınırları Hz. Muhammet (S.A.V) tarafından işaret olunan, bitki ve canlıları koruma altına alınan geniş alandır.
HATİM & HİCRİ İSMAİL Hatim, Kabe’nin kuzey duvarı önünde bulunan yarım daire şeklindeki duvara denir. Hicri İsmail ise bu duvarla Kabe arasındaki boşluğa denir. Hicri İsmail Kabe’nin iç kısmı ile aynı hükümde olup içinde sadece nafile namazlar kılınabilir.
HERVELE Erkeklerin say yaparken yeşil direkler arasında kısa adımlarla koşmaya yakın hızda yürümelerine verilen isimdir.
IZTIBA Tavaf esnasında erkeklerin sağ omuzlarını koluyla birlikte açık bulundurmalarıdır.
İHRAM Hac veya umreye niyet eden bir kimsenin, diğer zamanlarda mübah olan bazı davranışları belirli bir süre boyunca kendisine yasaklamasıdır. Bu amaçla giyilen şeye de aynı ad verilir.
İSTİLAM Tavaf’a başlarken ve Tavaf esnasında her bir şavt’ta Hacer-i Esved’i selamlamaya verilen isimdir.
KABE Yeryüzünde ibadet maksadıyla inşa edilen ilk bina olup, bulunduğu alan Allah ( cc) katında dünyanın en kıymetli yeridir.
MAKAM-I İBRAHİM Hz. İbrahim(A.S)’ın Kabe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve halen ayak izlerinin bulunduğu taşın olduğu yer ve çevresidir.
MENASİK Hac ve Umre’nin edasıyla ilgili farz ,vacip ve sünnet olan amellerin tamamına menasik denir.
MİKAT Hill bölgesini dünyanın diğer bölgelerinden ayıran sınıra verilen isimdir.Harem ve Hill bölgeleri dışında yaşayan dünya müslümanları Hac veya Umre yapmak niyetiyle Mekke’ye gelirken bu sınırlarda ihrama girerler.
MÜLTEZEM Hacer-i Esved köşesi ile Kabe kapısı arasındaki alana Mültezem denir.
NAFİLE TAVAF Umre tavafını ve Sa’y'ını yapıp ihramdan çıktıktan sonra Mekke’de geçirilen zaman içinde ihramsız yapılan, tavaf namazı kılınarak tamamlanan bir ibadettir.
RÜKN-Ü YEMANİ Kabe’nin güney köşesi olup tavaf esnasında Hacer-i Esved’e gelmeden önce istilam edilen yerdir.
SAFA VE MERVE Sa’y ibadetinin başlangıç ve bitişi olan iki tepedir. Kabe’nin doğu tarafında olup arası yaklaşık 350 m mesafelidir
SAY Hac ya da Umre yaparken Kâbe yakınlarında bulunan Safâ ile Merve tepeleri arasında, dört gidiş üç geliş olmak üzere yedi defa gidip gelmektir.
ŞAVT Tavaf’daki bu dönüşlerden her birine şavt denir.
TAVAF Hacer-i Esved’den başlayarak, Kâbe’yi sola almak suretiyle, yedi defa Kâbe’nin çevresinde dönmektir.
TAVAF NAMAZI Farz, vacip, sünnet ve nafile olan her Tavaf’tan sonra kılınan iki rekat vacip namazdır.
KELİMEİ TEVHİD “Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed O’nun elçisidir” anlamındaki “Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah” ifadesidir.
TELBİYE Lebbeyk Allahümme Lebbeyk diye başlayan, Allah’ı şanına yakışır şekilde övmek ve O’na teslimiyetin ifadesidir.
AYET Kur’an-ı Kerim’de durak işaretleri arasındaki cümle ya da ifadelerdir.
CÂİZ Yapılması dinen yasak olmayan şeydir.
FARZ Dinen yapılması kesin olarak istenen şeydir.
HADİS Hz.Peygamberin sözleri veya O’nun fiil ve onaylarının sözle ifadesine denir.
HİCRET Hz. Muhammed’in Miladî 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayıdır.
HUTBE Cuma ve Bayram günlerinde camilere gelen müminleri, dinî konularda aydınlatmak üzere hatibin yaptığı konuşmadır.
KIRÂAT Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.
KIYAM Namazda ayakta durmak demektir ve namazın farzlarından biridir.
MEKRUH Dinen yapılmaması zannî delille istenen şeydir.
Mİ’RAC Peygamberimizin, Kudüs’deki Mescid-i Aksa’dan, Yüce Allah’ın, manevî huzuruna yaptığı yolculuğun adıdır. Dinî literatürde, Recep ayının 27. gecesi “mîrac gecesi” olarak bilinir.
MİHRAP Cami, mescid ve namazgâhlarda kıble yönünde bulunan ve İmam-Hatibin namaz kılarken durduğu bölümdür
MİNBER Camilerde İmam-Hatiplerin cuma ve bayram hutbesi okudukları basamaklı yüksekçe yerdir
MUKÂBELE Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir
MÜBAH Dînen yapılıp yapılmaması serbest bırakılan şeydir.
NAFİLE Nafile; farz, vacib ve sünnet ibadetlerin dışında sevap kazanmak için yapılan tüm ibadetlerdir.
KAZA Kaza; vaktinde yerine getirilememiş olan farz bir ibadetin vaktinden sonra yerine getirilmesidir.
RAHMAN VE RAHÎM Allah’ın güzel isimlerinden olup çok merhamet eden, esirgeyen ve bağışlayan demektir.
REKAT Namazın kıyam, rükû ve secdelerinden oluşan her bir bölümüdür
RÜKÛ Namazda eller dizlere erecek ve sırt ile baş, düz bir satıh oluşturacak biçimde öne doğru eğilmektir.
SECDE Namaz kılanın, ayak parmaklarını, dizlerini, ellerini, alnını ve burnunu yere koyması ile oluşan durumdur.
TAKVÂ Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınmaktır.
TEKBÎR VE TESBÎH Tekbir, “Allâhuekber”, Tesbih de, “Sübhânallâh” demektir.
VAKFE Zilhicce Ayının 9.ncu gününde hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmadır.
VİTİR Yatsı namazından sonra kılınan üç rek’atlık vacip namazdır.
VÂCİB Dinen yapılması zannî delillerle istenen hükümlerdir.